Joomla ServiceBest Web HostingWeb Hosting

İLGİNÇLİKLER ÜLKESİNDE İLGİNÇ SENDİKAL ANLAYIŞLAR!

İLGİNÇLİKLER ÜLKESİNDE İLGİNÇ SENDİKAL ANLAYIŞLAR!

 İlginç ülkelerde ilginç insanlar ve ilginç kurumların olması tesadüfi olmasa gerek. Türkiye ilginç bir ülke. Dolayısıyla ilginç kurumlar ve insanları da bolca mevcut. Bu ilginçlikten sendikal alanda nasibini yeterince almış durumda.

      Ülkemizde sendikacılık tarihini bilenler ne söylemek istediğimi az çok çıkarmışlardır. 1980 deki darbe ile yok edilen kamu alanındaki örgütlülük 1986 dan itibaren başlayan ABCE dergi çalışmaları, derginin yayınlanması ve ardından Eğit-Der’in kuruluşu ile başlatılan Sendikalaşmaya doğru yol alış 8 Mayıs 1990 tarihinde Eğitim-İş(Bugünkü Eğitim İşgörenler ile ilgisi yoktur.) ve 13 Kasım 1990 tarihinde Eğit–Sen’in kurulması ile sonuçlanır. Eğitim-İş ve Eğit-Sen’in birleşmesi ile  23 Ocak 1995 yılında Eğitim- Sen kuruldu. Bugün Toplu Görüşme masasında kamu çalışanlarını temsil iddiasında olanlar 1990 yılında biz sendika kurarken onlar ne yapıyordu dersiniz? Onlar bizlere sendika kuramayacağımızı, sendika kurmanın önünde yasal engeller olduğunu söyleyerek sendika aleyhinde propaganda yapıyorlardı. Ancak kamu çalışanların KESK’e bağlı sendikalarda hızla örgütlenmesi karşısında sendikal alanda yeni sendikalar belirmeye başladı.

        2001 yılı Haziran ayında hükümet Kamu Sendikaları yasasını meclise getirdi. Ancak yasa tasarısında Toplu Sözleşme ve Grev yerin Toplu Görüşme diye ucube bir madde konmuş ve çıkarılan yasa ile kamu çalışanlarının sendikal çalışmaları kısıtlanmak istenmekteydi. KESk olarak 21-26 Haziran tarihlerini eylem haftası olarak ilan ederek Ankara’ya gittik. Toplu Sözleşme ve Grev hakkı olmadan sendika olamayacağını belirttik. Hükümetle ve diğer sendikalarla görüştük. Ancak görüşmelerimiz sonuç vermedi. 24 Haziran 2001 günü sendika yasası TBMM’de görüşülürken biz Meclis’e doğru yürüyerek protesto etmek istedik. Orada polisin çok sert müdahalesi ile gaz bombaları, tazyikli su ve coplara maruz kaldık. Hatay Şubesinden Şuba Başkanımız Kasım BİRTEK, Mali Sekreterimiz Ramazan HOLAT’ında aralarında bulunduğu 20 nin üzerinde arkadaşımız yaralandı. Bizler coplara, gaz bombalarına maruz kalırken o zamanki Türk Kamu Sen Genel Başkanı Resul AKAY 4688 sayılı yasanın geçmesi için Meclis’te kulis yapıyordu. Hele şu yasa çıksın sonra değiştiririz diyordu. Ne ilginçtir değil mi? Bir konfederasyon başkanı Toplu Sözleşme ve Grev hakkı olmayan bir sendika yasası için kulis yapmaktaydı.

      Bugüne geldiğimizde her yıl ortaoyunu sahnesini aratmayan Toplu Görüşmeleri izlemekteyiz. Hükümet açıkladığı program ve İMF ve DB ile yaptığı anlaşmalarda çok önceden ilan ettiği zam oranlarını masaya koyuyor ve ister kabul edin ister etmeyin. Nasıl olsa en sonunda kararı kendisi veriyor. Bu yılda böyle oldu. Biz görüşmelerden 1 ay önce yaptığımız açıklamalarda zam oranının %5.5 olduğunu söyledik. Ama hükümet bizi de şaşırttı. Onu dahi vermedi. %5 te direndi. Gelecek üç yıl içinde programa %5 lik zam oranı almıştır. Nasıl olsa enflasyon sepetini oluşturan ürünler çalışanların kullanmadığı ve fiyatı  artmayan ürünler. Nasıl olsa çalışanların temel ihtiyaçlarından hiç biri enflasyon sepetinde yok. Kısacası senaryoyu hükümet çiziyor. Masaya oturan figuranlarda oyunu tamamlıyorlar.

     Sendika üyelerinin ekonomik, özlük, sosyal ve demokratik hakları için mücadele eden bir örgütlenmedir. Bu işlevini yerine getirmeyen kurumlar adları sendika olsa da kuş severler derneği olmanın ötesine geçemezler.

        KESK’i en çok eleştiren ve KESK’in siyaset yaptığını söyleyip duran bir sendikanın başkanı bugün yaptığı açıklamada "Grev hakkından ve siyaset yapmaktan mahrumuz. Hükümet uzattığımız eli tutmamış, itmiştir. Olumlu ve dengeli taleplerimizi göz ardı etmişlerdir. Türkiye'nin her alanı artık bizim için eylem meydanıdır. Başbakan yol problemini dile getiren bir vatandaşa belediye önünde eylem yapmasını söyleyip bunu bir hak olarak görüyorsa biz de haklarımız için eylem yapacağız." Diyerek eylem yapacaklarını belirtmiş ve açıklamanın geri kalan kısmının tümünde siyasi yorumlar yapmıştır. Siyasi yorumlar bir yana. Biz zaten çalışanların siyaset yapma yasağının kaldırılmasını istiyor ve bunun için de mücadele ediyoruz.

            Bu açıklamadaki ilginçlik 140.000 in üzerinde üyesi olan bir sendika başkanının eylem yapmanın meşruiyetini Başbakan’ın vatandaşa eylem yap demesi üzerine kurmuş olmasıdır. Yani Başbakan memura bunu demese kendileri bunu kullanamayacakmış gibi bir anlama gelen bir açıklama yapmış olması. Bizler 1991 yılından beri hak mücadelesi veriyoruz. Gelip geçen bütün Başbakanlar bunu bize bir hak olarak görmedi.

            İşte sendika olmak veya adı sendika olmak arasındaki fark budur. Biz kimseden icazet olmadan. Haklarımız budandığında, haklarımıza göz dikildiğinde alanlardaydık. Bundan sonra da alanlarda olacağız. Başbakanın tamam artık. Sizde hakkınızı arayabilirsiniz demesini beklemeden. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak fiili ve meşru mücadele hattını yükselterek mücadeleyi sürdüreceğiz.

            Hükümete her yönüyle biat eden ve yalnızca Eğitim Sen’in mücadele gücünü kırmak, zayıflatmak için kurulmuş adı sendika olan yapılanmalara değinmeğe gerek görmüyorum. Kamu çalışanları mücadele eden sendikayı biliyor. Gazetelere yazılı basın açıklamaları ve dava açarak sendikal mücadele yürütülmeyeceğini de biliyor. Eğitim Sen gibi bir sendikanın mücadele gücünü kırmanın da eğitim emekçilerine yaramayacağını. Ancak çalışanların haklarını gasp edenlerin ekmeğine yağ sürenlere yarayacağını da çok iyi biliyorlar.

İşte bütün bunları ard arda koyduğumuzda bu yıl Eğitim Sen ve KESK’in büyüyerek mücadeleye devam edeceğini düşünüyorum.

Bütün eğitim emekçilerini Eğitim Sen çatısı altında örgütlenmeye ve üye olarak Eğitim Sen’in gücüne güç katmaya davet ediyorum.

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Şuan Bağlı
Yok
Hatay Haritası

hatay

Haberlere Abone Ol







Türkiye Otoyol Haritası
Otoyol