BİRLEŞİK KAMU-İŞ(EĞİTİM-İŞ) GREV KIRICI ROLUNÜ ÜSTLENDİ
Bilindiği gibi Konfederasyonumuz KESK 21 Aralık günü için GREV kararı almış ve taleplerimizi kamuoyu ile paylaşarak GREV kararını duyurmuştur. GREV yaparken taleplerimiz şunlardı.
TALEPLERİMİZ:
1-Grevli Toplu Sözleşme,
2-Güvenceli İstihdam,
3- İnsanca Yaşayacak Temel Ücret,
4- Baskı-Ceza ve Sürgünlerin Durdurulması,
5-Ek Ödemelerin Emekliliğe Yansıtılması.
Ancak Kamu Emekçileri mücadelesinde şu ana kadar çalışanlardan yana tavır sergilemeyen sendikalar bu kez de aynı tavrı sürdürerek GREV'e katılmamış ve GREV'e katılımı zayıflatma amacı ile yoğun bir karalama kampanyası yürütmüşlerdir. KESK bu güne kadar yaptığı hiç bir eylem ve etkinlikte kimseden icazet almamış, bundan sonra da almayacaktır. AKP'nin icraatlarını en sert eleştiren örgüt olan KESK Ergenekon davasında da hükümetin cesur olmadığını, sadece deşifre olanlarla yetinildiğini, asıl derinlerdekilerin yüzeye çıkarılmayak saklandıklarını ve yeni bir yapılanma içinde olunmasının endişelerini dile getirdi. Elbette alanlara çıkıp ERGENEKON çetesine sahip çıkmadı. Ergenekon çetesine sahip çıkarak emekçilerin haklarını savunmamayı sendikacılık saymadı. Görev yaptıkları zamanlarda arkalarında binlerce faiili meçhul cinayet olanları aklamaya çalışmadı. KESK hala aynı noktadadır. AKP'nin Ergenekon hesaplaşmasının göstermelik olduğunu, ülkenin demokratikleşmesi için Özel yetkili mahkemelerin kapatılmasıi F Tipi Cezaevlerinin hemen dağıtılarak tecritin sonlandırılması, tüm kimliklere kültürel ve sosyal hakların tanınması ve karanlıkta kalan tüm faili meçhuller ve katliamların bağımsız kişi ve kurumlarca soruşturularak geçmişle hesaplaşılması gerektiği düşüncesindedir. Bu olmadığı sürece ülkemizde demokrasiden söz etmek mümkün olmayacaktır.
Eğer ülkemizde demokrasinin gelişmesini istemek hainlikse KESK haindir.
GREV'li Toplu sözleşme, Güvenceli İstihdam, İnsanca Yaşayacak Temel Ücret, Baskı-Ceza ve Sürgünlerin Sona erdirilmesi, Ek Ödemelerin Emeklilkiğe yansıtılmasını istemek siyaset yapmak ise KESK siyaset yapmaktadır.
Elbette KESK Genel Merkezi de tek tek her KESK üyesi de bu GREV'e ve bundan sonra haklarımız için yapacağımız tüm eylemlere bütün kamu çalışanlarının katılmasını ister. Hiç bir zaman kamu çalışanlarını sendikalarına ya da partilerine göre ayrıştırmaz. Sendikaların ideolojisi olmaz, milli, dini ya da başka bir kimliği olmaz. KESK s endikalar çalışanlarının EKONOMİK; ÖZLÜK ve DEMOKRATİK haklarını savunur anlayışı ile hareket etmekte, bundan sonra da aynı anlayışı sürdürecektir. Grev kararın biz almadık, KESK aldı, TTB aldı onun için katılmıyoruz." şeklinde verilecek yanıtlar ellerimizden kayıp giden geleceğimizi görememktir.
Kamu Alanında örgütlü sendikalardan bazıları GREV'e katılmamış fakat GREV'e karşı açık bir tutum almamışlardır. Kamuoyu önünde GREV kırıcılığı yapma cesareti göstermemişlerdir.
Ancak Birleşik Kamu İş Yönetim Kurulu GREV'e Örgütlerine ve Üyelerine katılmamalarını aldıkları karar ile bildirmiş ve GREV'i haklı bulan, herkesin katılması gerektiğini düşünen kamu çalışanlarının GREV'e katılmalarını engellemeye çalışmıştır.
Her ne Kadar Eğitim İş Hatay Şube Başkanı Şenol ASLAN "21 Aralık'ta GREV kararı alınması önemli. bu konuda fikir ayrılığımız yok."
Genel Merkezlerinin aynı düşünmediği görülmektedir.
İşte Birleşik Kamu İş'in Örgütlerine gönderdiği yazı.
Yazının aslı için TIKLAYINIZ!!
BİRLEŞİK KAMU-İŞ'İN ÖRGÜTÜMÜZE VE KAMUOYUNA DUYURUSU
TALEPLERİMİZ:
1-Grevli Toplu Sözleşme,
2-Güvenceli İstihdam,
3- İnsanca Yaşayacak Temel Ücret,
4- Baskı-Ceza ve Sürgünlerin Durdurulması,
5-Ek Ödemelerin Emekliliğe Yansıtılması.
Ancak Kamu Emekçileri mücadelesinde şu ana kadar çalışanlardan yana tavır sergilemeyen sendikalar bu kez de aynı tavrı sürdürerek GREV'e katılmamış ve GREV'e katılımı zayıflatma amacı ile yoğun bir karalama kampanyası yürütmüşlerdir. KESK bu güne kadar yaptığı hiç bir eylem ve etkinlikte kimseden icazet almamış, bundan sonra da almayacaktır. AKP'nin icraatlarını en sert eleştiren örgüt olan KESK Ergenekon davasında da hükümetin cesur olmadığını, sadece deşifre olanlarla yetinildiğini, asıl derinlerdekilerin yüzeye çıkarılmayak saklandıklarını ve yeni bir yapılanma içinde olunmasının endişelerini dile getirdi. Elbette alanlara çıkıp ERGENEKON çetesine sahip çıkmadı. Ergenekon çetesine sahip çıkarak emekçilerin haklarını savunmamayı sendikacılık saymadı. Görev yaptıkları zamanlarda arkalarında binlerce faiili meçhul cinayet olanları aklamaya çalışmadı. KESK hala aynı noktadadır. AKP'nin Ergenekon hesaplaşmasının göstermelik olduğunu, ülkenin demokratikleşmesi için Özel yetkili mahkemelerin kapatılmasıi F Tipi Cezaevlerinin hemen dağıtılarak tecritin sonlandırılması, tüm kimliklere kültürel ve sosyal hakların tanınması ve karanlıkta kalan tüm faili meçhuller ve katliamların bağımsız kişi ve kurumlarca soruşturularak geçmişle hesaplaşılması gerektiği düşüncesindedir. Bu olmadığı sürece ülkemizde demokrasiden söz etmek mümkün olmayacaktır.
Eğer ülkemizde demokrasinin gelişmesini istemek hainlikse KESK haindir.
GREV'li Toplu sözleşme, Güvenceli İstihdam, İnsanca Yaşayacak Temel Ücret, Baskı-Ceza ve Sürgünlerin Sona erdirilmesi, Ek Ödemelerin Emeklilkiğe yansıtılmasını istemek siyaset yapmak ise KESK siyaset yapmaktadır.
Elbette KESK Genel Merkezi de tek tek her KESK üyesi de bu GREV'e ve bundan sonra haklarımız için yapacağımız tüm eylemlere bütün kamu çalışanlarının katılmasını ister. Hiç bir zaman kamu çalışanlarını sendikalarına ya da partilerine göre ayrıştırmaz. Sendikaların ideolojisi olmaz, milli, dini ya da başka bir kimliği olmaz. KESK s endikalar çalışanlarının EKONOMİK; ÖZLÜK ve DEMOKRATİK haklarını savunur anlayışı ile hareket etmekte, bundan sonra da aynı anlayışı sürdürecektir. Grev kararın biz almadık, KESK aldı, TTB aldı onun için katılmıyoruz." şeklinde verilecek yanıtlar ellerimizden kayıp giden geleceğimizi görememktir.
Kamu Alanında örgütlü sendikalardan bazıları GREV'e katılmamış fakat GREV'e karşı açık bir tutum almamışlardır. Kamuoyu önünde GREV kırıcılığı yapma cesareti göstermemişlerdir.
Ancak Birleşik Kamu İş Yönetim Kurulu GREV'e Örgütlerine ve Üyelerine katılmamalarını aldıkları karar ile bildirmiş ve GREV'i haklı bulan, herkesin katılması gerektiğini düşünen kamu çalışanlarının GREV'e katılmalarını engellemeye çalışmıştır.
Her ne Kadar Eğitim İş Hatay Şube Başkanı Şenol ASLAN "21 Aralık'ta GREV kararı alınması önemli. bu konuda fikir ayrılığımız yok."
Genel Merkezlerinin aynı düşünmediği görülmektedir.
İşte Birleşik Kamu İş'in Örgütlerine gönderdiği yazı.
Yazının aslı için TIKLAYINIZ!!
BİRLEŞİK KAMU-İŞ'İN ÖRGÜTÜMÜZE VE KAMUOYUNA DUYURUSU
Bilindiği üzere KESK 21 Aralık 2011 tarihinde bir günlük iş bırakma eylemi kararı almıştır. Ülkemizin gündeminde yer alan her siyasi, ekonomik ve kültürel gelişme gibi KESK’in almış olduğu bu eylem kararı da konfederasyonumuz gündemine taşınmış ve 10 Aralık 2011 tarihinde toplanan Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuzda tartışılmıştır.
Başkanlar kurulumuza katılan Konfederasyonumuz Yönetim, Denetim ve Disiplin Kurulu üyeleri ile sendikalarımız MYK üyelerinin konuyla ilgili açıkladıkları görüşleri doğrultusunda Yönetim Kurulumuz tarafından üyelere bildirilmek üzere sendika genel merkezlerine aşağıdaki açıklamanın yapılması kararlaştırılmıştır.
Buna göre;
KESK’in 21 Aralık iş bırakma kararının alınış biçimi ve nedenlerini anlamak için biraz geriye gitmek gerekmektedir. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa değişikliklerinde KESK, grevsiz ve göstermelik bir toplu sözleşme düzenine açıkça hayır dememiş hatta o zamanki genel başkanı basına yaptığı açıklamalarda yetmez ama evet demek gerekir şeklinde beyanatlarda bulunmuştu. KESK içindeki bir grup ise siyasal çizgilerine paralel olarak oylamayı boykot ettiklerini belirtmişlerdi.
Nihayet bu Anayasa değişiklikleri gerçekleşince 4688 sayılı yasaya göre 15 Ağustos 2011 tarihinde başlaması gereken toplu görüşmeler üç konfederasyonun hükümetle anlaşması sonucu yapılmamış ve kamuoyuna sonbaharda yapılacak yasa değişikliğinden sonra toplu sözleşme yapılacağı duyurulmuştu.
Birleşik Kamu-İş olarak o süreçte Anayasa değişikliğinin gerçek bir toplu sözleşme düzeni içermediğini ve grev hakkımızı tanımadığını, buna rağmen evrensel hukuk ilkelerine dayanarak bu haklarımızın kullanımı için hemen en geniş sınıf birlikteliğini sağlayarak mücadele etmemiz gerektiğini söylemiş ve KESK de dahil bütün tarafları ortak eyleme çağırmıştık.
Bu çağrımıza yanıt 1 Mayıs emek, mücadele ve dayanışma gününde arkadaşlarımıza taş ve sopalarla saldırı olarak verilmiştir.
15 Ağustos 2011 günü Birleşik Kamu-İş olarak tüm olumsuz koşullara rağmen güçlü bir eylem gerçekleştirip emekçilerin sendikal mücadelesini bir kez daha gündeme taşırken KESK hükümetin oyalamasına uyarak süreci diğer konfederasyonlarla karşılıklı ziyaret ve görüş alış verişiyle geçirmiş ama hiçbir zaman konfederasyonumuzu dikkate almamıştır.
Gelinen noktada KESK diğer konfederasyonlar gibi Birleşik Kamu-İş’i de dikkate almayarak bir eylem kararı almıştır. Sınıf mücadelesini düşünen ve mücadelede kitleselliği isteyen bir anlayışın bu tür kararları almadan önce tüm emek örgütlerine çağrı yapması ve kararları ortaklaştırması gerekmez mi? Elbette gerekir. Ancak konfederasyonumuza böyle bir çağrı yapılmamıştır. Diğer yandan kamuoyuna yapılan açıklamalarda tüm emekçiler bu eyleme katılmaya davet edilmiştir. Bu her şeyden önce KESK’in dışındaki örgütlere saygısızlıktır.
Konfederasyonumuz önümüzdeki dönemde Anayasa değişiklikleri, yasa değişiklikleri, bütçe uygulamaları ve toplu sözleşme gibi çok geniş eylem ve etkinliklere sahne olacak bir sürece girildiğinin farkındadır. Bu süreçte çok etkin eylem ve mücadeleler örgütleyeceğimizden kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Bu süreç enine boyuna Başkanlar Kurulumuzda tartışılmış ve önümüzdeki dönemde sırasıyla açıklanacak bir dizi kararlar alınmıştır.
Oysa 21 Aralık tarihi KESK’in kendi öncelikleriyle örtüşen bir tarihtir. Birlikte örmediğimiz, Emek mücadelesinden çok siyasi kaygıların öne çıkarıldığı bir eyleme destek vermemiz olanaklı değildir. Bu nedenle KESK’in aldığı eylem kararına katılmıyoruz.
Bundan sonraki süreçte işçi sınıfının geniş birlikteliklerinin yakalandığı ve kararların birlikte alındığı her mücadele platformunda yer alacağımızı, ancak örgütümüzün ve tüzel kişiliğimizin yok sayıldığı kararların yanında bulunamayacağımızı örgütümüzün bilmesini isteriz.
Cengiz GÜLEBAY İsmail TUTOĞLU
Genel Sekreter Genel Başkan

Eğitim Sen Hatay Şubesi
Yürütme Kurulu




