Türkiye geçmişindeki bu utancı temizlemeli ...
Türkiye geçmişindeki bu utancı temizlemeli ... Antakya Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, Sivas Katliamını 17. yıldönümünde, düzenlediği meşaleli bir ürüyüşle protesto etti. Eğitim-Sen Hatay Şubesi önünde bir araya gelen Antakya Emek ve Demokrasi platformu bileşenleri, ellerinde meşalelerle sloganlar atarak Uğur Mumcu alanına kadar yürüdü, burada bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Platform bileşenleri adına basın açıklamasını okuyan Ali Doran, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak otelinde insanlığın kara sayfalarına bir katliamın daha eklendiğini söyledi, ülkemizde farklı olana tahammül edemeyenler ellerinde faşizmin ve yobazlığın öfkesiyle bilenmiş, renksizliğin silahları ve ateşleriyle 35 cana kıydığını, aydınlarımızı Alçakça katlettiğini vurguladı. “Çünkü Sivas'ta bilimin aydınlığın meşalesini yakmaya gelen aydın ve sanatçılar insanların kafasındaki böcekleşmeyi yıkabilecek bir donanıma sahiptiler. Bunları bilen yobazlar tarihlerinde biriktirdikleriyle yaktılar” diyen Doran, ülkemizde gerçekleşen katliamların sayısı o kadar fazladır ki maalesef hiç birinin gerçek faillerinin bulunmadığını ve bu durumun toplumda sürekli bir korku malzemesi olarak bilinçlere kazındığını ifade etti. Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri olarak toplumsal barışın sağlanması, halklar mezhepler ve etnik gruplar arası önyargının kalkması için başta ülke yöneticilerine çok iş düştüğünü belirten Doran, yaşanan olaylar karşısında ilgisiz davranmak veya yaşanan olayları görmezden gelmenin bir siyasi iradenin işi olmadığını bildirdi ve şunları dile getirdi: “Geçmişi kapatmaya ve unutturmaya çalışmakla değil, onunla yüzleşerek toplumsal barışı sağlayabileceğimiz unutulmamalıdır. Madımak Oteli'ndeki insanlık dışı kıyımın vicdanlarımızda yarattığı utancı ve acıyı ortadan kaldırmak için, gecikmiş de olsa katliamı ve davayı yeniden ele almak ve faillerini cezalandırmak gerekmektedir. Eğer failler bulunur ve devlet katliama müdahalede gösterdiği zafiyetle yüzleşirse, o zaman toplumsal belleğimizde açtığı yarayı da demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine, eşitliğe, çok kültürlülüğe inanan kesimlerle sarabileceğimizi biliyoruz. Madımak Katliamı'yla yüzleşmenin ve gerçek faillerin bulunmasının gerekliliğine inanıyor, 2 Temmuz'un unutulması ve hesabının sorulmaması halinde farklı kimlik ve inançtaki her insanın can ve mal güvenliğine yönelik tehditlerin artarak devam edeceğini görüyoruz. Bu katliam öncesinde Maraş, sonrasında ise Gazi katliamlarının yapılmasında, yapanların sürekli devletin siyasi iradeleri tarafından aklanması ve hatta korunmasının öncelikle sorgulanması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye, geçmişindeki bu utancı temizlemek, geleceğini de aydınlatmak zorundadır. Bizce bunun çözümü Madımak Oteli'nin utanç müzesine dönüştürülmesinden geçer. Katliamın karanlıkta kalmış gerçek faillerinin bulunması, tüm etnik ve mezhepleri bir zenginlik kabul eden anlayışla sorunlara yaklaşılması gerekmektedir. Bugün bu sorunlarla yüzleşme cesareti göstermeyenlerin demokratik açılım sahteciliğine kimsenin inanmaması gerekir. Bugünkü AKP iktidarının demokratlığı yasal partilerin yöneticilerini ve üyelerini katıldıkları demokratik eylemlerden dolayı cezalandıracak kadardır. Katilleri ödüllendiren savunucularını meclise taşıyan bir iktidarın demokrasiden anladığı hak gaspından başka bir şey değildir. Sivas'ı unutmadık unutturmayacağız!” 




