İŞ, EKMEK VE BARIŞ İÇİN 1 MAYIS’TA ALANLARDAYIZ!
1 Mayıs yaklaşıyor. 118 yıldır işçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs, tüm dünyada emekçilerin haklarını savundukları, taleplerini en kitlesel biçimde ifade ettikleri ve bunu, en görünür şekilde kentlerin en büyük meydanlarında ve alanlarında kutladıkları bir gündür.
Ancak dünyanın her tarafındaki işçiler ve onların örgütleri için olduğu gibi Türkiye işçi sınıfı ve sendikaları için de bu küresel bayramı kutlamak, onun simgelediği değerlere sahip çıkmak hiç vazgeçilmeyen bir hedef olmayı sürdürdü. 1 Mayıs konusundaki yasakların kalkması; demokratik ve sosyal hakların gelişimi yönündeki mücadelenin önemli başlıklarından birisi haline getirildi.
Ülkemizde son yıllarda DİSK ve KESK öncülüğünde; bazen işyerlerinde, bazen meydanlarda; bazen devasa kalabalıklarla bazen de küçük ama kararlı kitlelerle 1 Mayıs gösterileri düzenlendi. Yıllarca devam eden ısrarlı taleplerin ve mücadelelerin sonucunda nihayet geçtiğimiz yıl 1 Mayıs “Emek ve Dayanışma Günü” resmi tatil olarak kabul edildi.
Kuşkusuz bu, Türkiye emek hareketinin anlamlı bir başarısıdır. Ama emek hareketimizin önünde 1 Mayıs'la ilgili ikinci bir görev daha durmaktadır: Bu günü olabilecek en geniş birliktelik içinde, çok güçlü ve etkili bir gösteriyle taçlandırmak ve 1 Mayıs 1977 katliamının hesabını sormaktır.
Biz biliyoruz ki, 33 yıl önce, 1 Mayıs 1977'de Taksim Meydanı’nda, üzerlerinde oynanan oyundan habersiz, bir hukuk devletinde yaşadıklarına duydukları inanç ve güvenle kaygı duymadan, bir bayram sevinci yaşarken yaşamlarını yitiren 36 yurttaşımıza bir borcumuz var. Bu yıl, bu borcumuzu ödemek, yarım kalmış bir sevinci tamamlamak, kaybettiklerimizin yaşıyor olsalardı duyacakları coşkuyu sürdürmek, 1 Mayıs geleneğini yasaklardan arındırmak için alanlarda olacağız.
Bu yıl, alanlarda olmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.
Çünkü;
* Ülkenin doğal güzelliklerinin daha fazla kar uğruna katledildiği, halka ait olan doğal kaynaklarının sermayenin emrine sunulduğu günlerden geçiyoruz,
* Ortadoğu’nun emperyalistlerin katliamları ve işkenceleriyle, bölge halklarının geleceğini talan eden uygulamalarıyla kan ve gözyaşı diyarına dönüştüğü günlerden geçiyoruz,
* Ülkede siyasal gericiliğin her tür biçiminin toplumsal alanda ilmek ilmek örüldüğü, tüm iktidar olanaklarının bu noktada seferber edildiği günlerden geçiyoruz,
* Yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan halklarımızın birbirlerine düşmanlaştırıldığı günlerden geçiyoruz,
* Taşeron uygulamalarının devlet politikasına dönüştürüldüğü günlerden geçiyoruz,
* Emekçilerin işsizlik, güvencesizlik ve yoksullukla mücadele ettiği günlerden geçiyoruz,
* Emeklilik hakkının, iş güvencesinin, sağlık hakkının ortadan kaldırıldığı günlerden geçiyoruz,
* Kıdem tazminatının kaldırılması için hazırlıkların yapıldığı günlerden geçiyoruz,
* Eğitimin ancak parası olanın yararlanabildiği “piyasa” hizmetine çevrildiği günlerden geçiyoruz,
* Kent rantından pay kapma kavgası içinde yoksulların her gün evlerinden, yaşam alanlarından sürüldüğü günlerden geçiyoruz,
* Tersanelerde ekmekle ölümün yan yana anıldığı, hemen her gün işçi cinayetlerinin ya da ağır iş kazalarının haberini aldığımız günlerden geçiyoruz,
* Yeni istihdam paketlerinin ülkeyi tam bir ucuz emek cenneti haline getirmek hedefiyle hazır edildiği günlerden geçiyoruz,
* Kadınların tecavüzle, tacizle, aile içi şiddetle, aşırı emek sömürüsüyle her an yüz yüze kaldığı günlerden geçiyoruz,
İşte bu nedenle “kanayan vicdanımız ancak özgürlükle dindirilebilir, onurumuz ancak eşitlikle onarılabilir”.
Bu ülkenin kentlerinin sokakları, meydanları, köyleri, tarlaları, atölyeleri, fabrikaları, okulları özgürlüğe, eşitliğe, adalete; ekmek gibi su gibi ihtiyaç duyan emekçilerle doludur.
1 Mayıs 2010’da Taksim ve diğer tüm 1 Mayıs alanları, ezilenlerin toplumsal adalet, barış ve eşitlik taleplerine, insanca bir yaşam ve güvenli gelecek taleplerine, ülkenin kaderini emperyalizmden bağımsız ve özgürce belirleme talebine ev sahipliği yapacak.
Bu nedenle Antakya Emek ve Demokrasi Platformu olarak, kırdan kente tüm yoksulların, tüm emekçilerin, tüm işçilerin, tüm kadınların, öğrencilerin ve aydınların yani üretimde ve toplumsal yaşamdaki tüm etkinlikleriyle yaşamı yeniden üretenlerin, “kafadan başlayıp ayaklara ilerleyen” toplumsal özgürlük düşünü paylaşanların, direnmeyi tüm yaratıcılıklarıyla bir sanat haline getirenlerin “Birlik Mücadele ve Dayanışma günü”nü kutluyoruz..
Antakya’da 1 Mayıs kutlamaları için Tertip Komitesine (DİSK-KESK-HTO-TMMOB) başvuran ve Tertip Komitesi tarafından mitinge katılımları uygun görülen kurumlar ile tüm halkımızı 1 Mayıs kutlamalarına davet ediyoruz.
YAŞASIN 1 MAYIS,
YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ
ANTAKYA EMEK ve DEMOKRASİ PLATFORMU
Dönem Sözcüsü
Mehmet GÜLERYÜZ
DİSK/Genel-İş Sendikası
Hatay Şube Başkanı






