Eğitim İşgörenler Pinokyo İle Yarışıyor.
Kuşe kağıda yalan,iftira dolu söylemleri basarak sendikacılık yaptıklarını sananları kamuoyu yakından tanımaktadır. Eğitim emekçileri adına yapacakları hiç bir şey olmayanlar Eğitim Sen’i yıpratmak amacıyla birilerinin taşeronluğunu yapan taşeron sendikalar bu güne kadar nasıl ki başarılı olamadılarsa bugünden sonra da başarılı olamayacaklardır.
İskenderun’da, Antakya’da ve Türkiye’nin birçok ilinde alanlara neden alınmadıklarını kendilerine sorsunlar. Neden emekçiler kendileri ile yan yana durmak istemiyor? 1 Mayıs Platformunun “Biz onlarla birlikte slogan atmadık. Bundan sonra da atmayacağız.” Açıklamasına rağmen neden hala ısrarla alanı dolduran örgütlerle ortak slogan attıklarını iddia ediyor. Açıklamalarında bir yanda alana alınmadık diyerek mazlumu oynarken, diğer yandan alana girmeyi başarark alanı dolduran gruplarla ortak sloganlar attık yalanına kendilerini inandırabilirler. Ama kendileri dışından inanacak tek bir fert bulamazlar. Adı geçen sendika acaba hangi alanda kimlerle ortak slogan atmıştır. Alanı ve ortak slogan attıkları grupları karıştırmış olmasınlar.
Sormak lazım Tertip Komitesi Başkanlığını Servet KAVUKOĞLU’nun yaptığı ve Tertip Komitesi’ni oluşturan tüm kurumlarca alana alınmayacakları kendilerine daha önceden bildirilmiş olmasına rağmen alana gelme nedenleri nedir? Her yerde iftiralar ile eleştirdikleri sendika ve DKÖ ile “Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganını atmak için mi geldiler. Buna kimi inandıracaklarını sanıyorlar.
Bayraklarınızı ve Atatürk resimlerini bırakarak alana girebilirsiniz şeklinde çirkin ve asılsız bir yalan ancak kendilerine yakışır. Adı geçen sendika ile diyaloglar polis amirleri önünde olmuştur. Böyle bir söylem de TCK’na göre suçtur. Bu suçu işleyen kişinin şimdi cezaevinde olması gerekmez miydi? Ama buradaki niyet Atatürk ve bayrak arkasına saklanmaktır. Başkalarını bölücülük ile suçlayarak kendi yaptığını saklamak ve bundan nemalanmaktır.
Eğitim-Sen gibi Emek ve Demokrasi mücadelesinin en önünde yer alan, bu uğurda 35 şehit veren, neredeyse bütün üyeleri cezalara, soruşturmalara, baskınlara uğrayan, gaz bombası, jop, plastik mermi gibi her türlü şiddetle karşılaşan, sürgün ve açığa alınmaların yoğunlukla yaşandığı bir sendikada neden diğer düşünce, anlayış ve kişilere tahammül edemediler de şimdi Eğitim Sen ile birlikte miting yapma kaygısına düştüler. Emek mücadelesinde nerede durduğu herkesçe çok iyi bilinen Eğitim Sen’in neden yıpratılmaya çalışıldığı ve yıpratmak isteyen taşeron sendikaların çabalarının kimlere yarayacağını eğitim emekçileri çok iyi bilmektedir.
Eğitim Sen; Encümen-i Muallim’den bu yana aldığı direngen, mücadeleci sendikacılık anlayışını sürdürecektir. Kurulduğu günden bu yana yapılan tüm saldırılara rağmen Eğitim Sen kervanı yürümeğe devam edecektir. Biz Eğitim Senliler olarak ne ormanlardaki ne de sokaklardaki ürümelere, aldırış etmedik. Bundan sonra da aldırış etmeyeceğiz.
Bir diğer yalanları da kendilerine yönelik provakatif bir eylem olabileceğini söylediğimizdir. Böyle bir şey sözkonusu değildir. Kendilerinin uyarılmalarına rağmen alana gelmelerinin provakatif bir eylem olduğu söylenmiştir. Zaten provakasyonu yaratan da kendileridir.
Buradan Eğitim İşgörenler Sendikası’nın tüm üyelerine seslenmek istiyorum. Eğitim Emekçilerinin örgütlülüğünü, gücünü bölmek sadece eğitim emekçilerinin haklarını gasp edenler ve onların kuyrukçuluğunu yapanlara yarar. “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!” sloganını yürekten atmak isteyenlerin yeri mücadele eden kurumları parçalamak değil güçlendirmektir. Herkesin sağduyulu bir şekilde bulunduğu yeri sorgulanmasını ve tüm gelişmeleri dikkatle irdelemesini istiyorum. Bir yanda Eğitim Sen’in Tertip Komitesi Başkanı olarak içinde yer aldığı 20’nin üzerinde kurum, diğer yanda tek başına, kimse tarafından istenmeyen ve zoraki gelerek gerginlik yaratıp bundan rant elde etmek isteyen bir kurum . Herkes durduğu yeri değerlendirerek duruşunu netleştirmelidir.
KESK’in öncülüğünde gerçekleştirilen ve yüz binleri aşan katılımlarla Türkiye emek tarihinde altın harfler ile yazılan 4-5 Mart Direnişi, 17-18 Haziran Emek Destanını yaratan, 24-27 Kasım’ 3 Kasım’ı ve 29 Kasım 2008 deki emekçi mitinglerini görmeyerek, 1 Mart tezkeresini püskürten emekçilerin mitinglerini görmeyerek Cumhuriyet Mitingleri ile övünenler, o mitinglerin en hararetli konuşmacıları ve o mitingleri düzenleyenlerin televizyonlarını kaç milyon $ a AKP yanlısı kuruluşlara sattıklarını ne çabuk unuttular. Bugün bunu yapanların yarın Cumhuriyet’i de pazarlamayacakları ne malum? Kendileri unutabilir ama bizlerin hafızası henüz tazedir. Biz unutmadık.
Eğitim Sen’in muhatabı eğitim emekçileridir. Eğitim emekçileri dışında 4688 sayılı yasa ile kuruldukları ile övünen, 1 Mayıs tatil ilan edildi. Bizde geldik şeklinde anlayışı olan hiçbir kurum ile muhatap olmayacağız. Hele hele ilgileri olmadığı halde, bozacının şahidi şıracı misali durumdan kendilerine vazife çıkaran kurumlar asla bizim muhatabımız değildir.
Biz emek mücadelesini derin faaliyet ve projeler ile bölmeye çalışan, emekçilerin hak gasplarının artmasına neden olan bunlar ve bunlar gibi kurumları muhatap olarak kabul etmediğimiz gibi diğer alanlarda da muhatap almayacağız.
Bugünden itibaren adı geçen sendikanın polemiklerine yanıt vermeyeceğiz. Takdir eğitim emekçileri ve kamuoyunundur.
Servet KAVUKOĞLU
Eğitim Sen Şube Başkanı




