25 Kasım “Uyarı Grevi” nin Ardından
25 Kasım Grevi, gerek örgütlenme süreci, talepleri, bileşenleri, gerekse kitleselliği ile önemli sonuçlar ortaya koydu. Binlerce kamu emekçisi; ülkenin dört bir yanında iş bırakarak, alanlarda kitlesel biçimde AKP’nin yoksulluk ve gericilik politikalarına karşı tepkisini ifade etti.
Kamu çalışanları hareketinin ilk yıllarındaki kitleselliği ve coşkusunu hatırlatan bu güçlü ses; güvencesiz işçilerin, grevi boykotla selamlayan gençliğin, mahallelerden haklarına sahip çıkan yoksulların sesiyle birleşti. KESK’in 1 günlük uyarı grevi; krize karşı ilk büyük eylem olarak, sadece kamu çalışanlarının değil, ücretlisi, sözleşmelisi, taşeron işçisi, tüm çalışanların taleplerini ortaklaştırabildiği ölçüde başarılı politik sonuçlara ulaşılabileceğini gösterdi.
Eğitim, sağlık, ulaşım, vergi daireleri, belediyeler; kısacası neoliberalizm tarafından piyasalaştırılan tüm kamusal hizmetler alanında, kamu çalışanlarının mücadele hedefleri, tüm yoksul emekçi kesimlerin talepleriyle ortaklaştı. Dolayısıyla verilen mücadele ezilenlerin doğrudan öznesi olduğu bir halk grevinin gerekliliğini ve olanaklarını gösterdi.
Kamu emekçilerinin mücadele tarihi; KESK ve ilerici emek örgütlerinin doğru bir temelde ve doğru politikalarla örgütlendiğinde, tüm emekçilerin taleplerini ortaklaştırarak toplumsal bir harekete dönüştürme gücüne sahip olduğunu gösteriyor.
Hatay’da “Bir Günlük Uyarı Grevi” ne katılım kitlesel oldu. Özellikle okullar ve sağlık kuruluşlarında hizmet durma noktasına geldi. Öyle ki bazı okullarda hiçbir öğretmen hizmet üretmedi. Okulların kapılarında Türkiye tarihinde ilk kez “Bu İş Yerinde Grev var.” Pankartları asıldı. Davullar eşliğinde halaylar çekildi. Grev türküleri söylendi. Ardından adeta mitinge dönüşen 2000-2500 civarında kişinin katılımı ile davullu, zurnalı halaylar çekerek basın açıklaması yapıldı. Antakya’da uzun zamandır 1 Mayıs dışında bir araya gelemeyen bir kalabalık ile AKP hükümeti bir kez daha uyarıldı.
Bu eylemin önemli yanlarından biri de halkın desteğini almış olmasıdır. Halk olumsuz bir tepki göstermediği gibi Grev’e katılım sağlamıştır. Bu da Grev’in hazırlık sürecinin iyi değerlendirildiği, şartların elverişli olduğunu göstermektedir.
AKP Hükümeti bu Grev’in “Uyarı Grevi” olduğunun farkına varmalı ve taleplerimize yanıt vermelidir. Aksi takdirde eylemlerimiz devam edecektir.
Tehditlere boyun eğmeyeceğiz!
Grevin ardından AKP Hükümeti tarafından yapılan ve kamu emekçilerini hedefleyen açıklamaları, bir talihsizlik olarak görüyoruz. AKP Hükümeti’nin görmesi gereken gerçek, milyonlarca kamu emekçisinin Başbakan’ın tehditlerine rağmen boyun eğmemeleri, itaatsizlik haklarını kullanmaları ve hakları için sergiledikleri kararlılıktır. İlimizde Milli Eğitim Yöneticileri okul müdürlerine verdikleri talimat ile sürece müdahale etmiş, soruşturmaların sonucunu belirleyerek suç işlemektedirler. Yazılı talimat ile soruşturma açılması talimatı veren Milli Eğitim Yetkilileri ile ilgili Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunacağız. Hukukçularımız suç duyurusu dilekçesini hazırlamaktadırlar. Milli Eğitim Yetkililerinin talimatına uyarak ceza veren okul müdürleri ile ilgili olarak ta aynı şekilde suç duyurusunda bulunacağız. Baskılara ve hukuksuz uygulamalara boyun eğmedik, bundan sonra da eğmeyeceğiz. Grev sonrası için vereceğimiz hukuk mücadelesine tüm gücümüzle hazır olduğumuzu bilmelidir.07/12/2009
Servet KAVUKOĞLU
Son Güncelleme (Pazar, 07 Şubat 2010 03:32)





