cropped-hatay-eğitim-sen.jpg

SÜRGÜN VE GÖREVDEN ALMALARA KARŞI İÇİN İMZA KAMPANYAMIZ,,

Öğretmenlerimizin sürgün ve görevden alma kararlarının derhal durdurulmasını ve eski görev yerlerine iadesini istiyoruz.Bu yüzden imza kampanyamıza hukuktan,adaletten yana olan herkesi davet ediyoruz..AŞAĞIDAKİ LİNKTE İMZA FÖYÜMÜZ MEVCUTTUR.İMZA KAMPANYAMIZA KATILIM GÖSTERMEK İSTEYEN BÜTÜN DOSTLARIMIZA ULAŞMAMIZ İÇİN YARDIM ETMENİZ GEREKMEKTEDİR.BU YÜZDENB AŞAĞIDAKİ İMZA FÖYÜNÜ İNDİRİP KENDİ İŞYERLERİNİZDE VE ÇEVRENİZDE İMZAYA AÇINIZ…

=>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI (İMZA KAMPANYASI)

=>İMZA-FÖYÜ-HATAY VALİLİĞİNE(2)

cropped-hatay-eğitim-sen.jpg

BASINA VE KAMUOYUNA

BASINA VE KAMUOYUNA

03.05.2016

İLİMİZDE KEYFİ VE HUKUKSUZ SORUŞTURMALAR, SÜRGÜNLER, GÖREVDEN ALMALAR DEVAM EDİYOR!

CEZALAR GERİ ALINSIN!

Ülkemizde ve özelde ilimizde yaşanan,  giderek artan baskıcı, otoriter ve anti demokratik uygulamalarla yine karşı karşıyayız. Kamu Emekçilerine yönelik soruşturmalar, baskılar, cezalar ve sürgünler, görevden uzaklaştırmalar tüm hızıyla devam etmektedir. AKP iktidarının 4+4+4 Eğitim modeliyle, vasıfsız, beceriksiz, liyakatsiz, biat eden okul yöneticileriyle okullar sorun yumağı haline gelmiştir.

 

Son günlerde artan baskı ve yıldırma politikaları sonucunda üyelerimizden Eğitim Sen Kırıkhan Temsilcisi Ahmet KARAÇAY, öğrencisine sahip çıktığı, öğrencinin intihar girişiminde bulunmasına neden olan sorumluların cezalandırılmalarını istediği için “tedbir amaçlı” Reyhanlı’ya, Antakya Abdi İpekçi Ortaokulu Türkçe Öğretmeni Zeynel Abidin KARADAŞ Komplolarla Reyhanlıya, Reyhanlı Karasüleymanlı Uzunköy Ortaokulu Öğretmenleri Seyhan İLERİ Hassa’ya, Sedat ÖLMEZ Erzin’e, Selda SÜRMELİ ise Defne İlçesinden Yayladağı’na tamamen hukuksuz ve keyfi bir şekilde sürgün edilmişlerdir. Karasüleymanlı Uzunköy Ortaokulu Müdürü kusurlu bulunmasına rağmen  ‘’ısmarlama’’ bir yer değişikliği ile ödüllendirilmişlerdir. Kara Mizah niteliğinde olan bu okuldaki gelişmeler yanında üyelerimiz olan Seyhan İLERİ ve Sedat ÖLMEZ yine tedbir amaçlı ailelerinden ve öğrencilerinden koparılarak başka ilçelere sürgün edilmişlerdir.

Burada Kamuoyuna ve yetkililere soruyoruz! Hatay’da keyfi olan ceza ve sürgünlerdeki kriterler nelerdir? Yandaş sendikalı olmak her türlü hukuksuz davranışı meşru gösterir mi?

 

Son olarak da Yayladağı Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde coğrafya öğretmenimiz MÜRSEL TONGUÇ SALMANOĞLU Hatay valiliğinin kararıyla açığa alınmıştır. Gerekçe olarak , üyemizi mesnetsiz iddialarla şikâyet edip iftiralar atan hizmetli İsa Karakuş adlı şahısla soruşturmanın devam ettiği süreçte ikili arasında yaşanan tartışmaların, her iki personelin birbirlerine zarar verme ihtimali olarak sunulmuştur. Ne yazık ki bu ihtimali ortadan kaldırmak için üyemiz açığa alınmış, okul müdürü Ahmet SAĞLAM ve iftira atan İsa KARAKUŞ adlı şahsa herhangi bir işlem yapılmamıştır.

Hukuksuzluk, ihbarcılık yapanların ödüllendirildiği haklının ve doğrunun cezalandırıldığı bu süreçte, başta Hatay valiliğinin bu yürütme kararından derhal vazgeçmesini,  Hatay İl  Milli Eğitim Müdürlüğünün üyemiz hakkında açılan soruşturmayı şeffaf, adil ve ivedilikle derhal sonuçlandırmasını talep ediyoruz.

 

SIRAMIZI  BEKLEYEMEYECEK,  DİRENECEĞİZ!

 

Bizleri baskı altına almaya çalışan, haklı mücadelemizden döndürmeyi amaçlayan her türlü hukuk dışı ve fiili uygulama, Türkiye’nin nasıl bir yola girdiğini ve bu yolda önüne çıkan her engeli yerle bir ederek ilerlemek istediğini göstermektedir. Bugüne kadar gerçekleştirilen her tür baskı ve cezaların bizleri yıldırma amaçlı olduğu, tıpkı öncekiler gibi asıl amacın sendikal mücadelemize yönelik bir gözdağı olduğu açıktır. Eğitim Sen’in nereden gelirse gelsin bu tür baskılara, tehditlere ve zorbalığa asla boyun eğmeyeceği bilinmelidir.

Eğitim Sen Hatay Şubesi olarak, bundan sonraki süreçte her salı günü bizler burada İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması ve oturma eylemi yapmaya devam edeceğiz. Sürgünler durduruluncaya, cezalar geri çekilinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz!

YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ!

BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!

EMEKÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!

 

EĞİTİM SEN HATAY ŞUBESİ ADINA

ŞUBE BAŞKANI

DURSUN SOYDAN

 

 

 

 

 

 

Aslı-Vatansever

Barış Bildirisini İmzalayan 2 Akademisyen Daha İşten Atıldı

Doğuş Üniversitesi, Barış için Akademisyenler İnisiyatifi’nin “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan akademisyenlerden Yrd. Doç. Dr. Aslı Vatansever ile Prof. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu’nun iş akdini feshetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti tarafından hedef göstermesinin ardından bildiriye imza atan akademisyenlere yönelik cadı avı başlatılmıştı. Hakkında soruşturma başlatılan Vatansever ve Değirmencioğlu da üniversite yönetimi tarafından işten çıkarıldı. Üniversite Disiplin Kurulu’nun 21 Nisan’da aldığı karar uyarınca 29 Nisan mesai bitimi itibariyle sözleşmesinin feshedildiği 29 Nisan öğle arasında Aslı Vatansever’e bildirildi. Disiplin cezası kararının altında Rektör Prof. Dr. Abdullah Dinçkol’un imzası bulunuyor. Kararda, bildiri imzalamanın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-b bendindeki “devlet memurluğundan çıkarma” cezasının unsurlarını oluşturduğu öne sürülerek bu kararın sözleşmenin feshi şeklinde uygulanmasına karar verildiği ifade ediliyor.

hatay eğitim sen

Okul Müdürleri, İHH’nin Bakış Açısıyla Eğitilecek

Üsküdar-İlçe-MEM_İHHiİnsani Yardım Vakfı (İHH), Üsküdar Milli Eğitim Müdürlüğü desteğiyle okul müdürlerine “Dünya Mazlumların Hamisi; İHH” başlıklı konferans verecek.

Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ilçedeki resmi ve özel okulların müdürlüklerine gönderilen yazı ile İHH başkanı Fehmi Bülent Yıldırım tarafından “Dünya Mazlumların Hamisi; İHH” konulu konferans düzenlenecek. “Kendini geliştir, kendini değiştir projesi” kapsamında yapılması planlanan konferansa okul müdürleri katılacak. Konferansın amacı ise “okul müdürlerine farklı bakış açıları kazandırmak, mesleki ve kişisel gelişimlerine katkı sağlamak” olarak açıklandı.

Bütün Müdürler Katılacak

Üsküdar İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü İshak Aslan imzasıyla okullara gönderilen yazıda, “Müdürlüğümüz strateji geliştirme bölümü tarafından, ilçemize bağlı okullarda, kurumlarda görev yapmakta olan okul müdürlerimize farklı bakış açıları kazandırmak amacıyla yürüttüğümüz ‘Kendini geliştir, geleceğini değiştir projesi’ kapsamında İnsan Hak Ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) Başkanı Sayın Fehmi Bülent Yıldırım tarafından, 4 Mayıs 2016 Çarşamba günü saat 09.30’da Altunizade Kültür Merkezi konferans salonunda ‘Dünya Mazlumların Hamisi; İHH’  konulu tüm resmi ve özel kurum, kurum müdürlerimizin katılacakları bir konferans verilecektir” ifadeleri yer aldı.

‘Siyasi İktidarın Çıkarları İçin…’

Eğitim Sen 2 No’lu Şube Hukuk Sekreteri Mehmet Aydoğdu konuyla ilgili olarak, “Vakfın mazlum halklar, inançlar, sınıflar ezilirken sadece El Kaide, Nusra cephesine veya IŞİD hattına silah, cephane taşımanın ötesinde bir görevi olmadığını defalarca belgeleriyle gördük. Milli Eğitim Müdürlüğü’nün kimlerle işbirliği yaptığını bilmemesi mümkün değildir. Yukarıdan gelen emirlerle okullar dizayn edilmeye, müdürler eliyle siyasi iktidarın çıkarları için emekçilerin çocukları yönlendirilmeye çalışılıyor. Biz örgütlü olduğumuz her okulda bu savaş cambazlığını teşhir edeceğiz.” diye konuştu.

İsmail-Kahraman

Laikliği Hedef Tahtasına Koyanlara Karşı Mücadeleyi Yükseltelim!

TBMM Başkanı İsmail Kahraman, “Laiklik yeni anayasada olmamalıdır” diyerek, “Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım. Dini olarak bahsetmesi lazım” vurgusu yaparak, iktidarın yıllar içinde siyasi sistemi ve toplumsal yapıyı dini kurallara göre biçimlendirme girişimlerini hangi noktalara götürmek istediklerini açıkça itiraf etmiştir.

Meclis Başkanı’nın bu sözleri, siyasi iktidarın 14 yıldır başta eğitim olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında oluşturmaya çalıştığı “tek din, tek mezhep” anlayışına dayalı toplum modelinin anlaşılması açısından ibret vericidir. Yıllardır halkın dini duygularını sömürerek, hemen her alanda inanç istismarı yaparak hareket edenlerin laiklik fikrinden rahatsızlık duyması hiç şaşırtıcı değildir!

Belirtmek isteriz ki, Türkiye’de çok uzun yıllardır, inşa edilmeye çalışılan hakim din kavrayışı ile eşit yurttaşlık ilkesi daha ilk elden ortadan kaldırılmıştır. Türkiye’de yaşayan farklı inanç grupları ve bir dine inanmayanlar birçok politikada, fiilen ve resmi olarak yok sayılmış ve sayılmaya da devam edilmektedir.

Bugün, Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla, tüm topluma belli bir inanç biçimi dayatılmakta, toplum bu doğrultuda yeniden inşa edilmek istenmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı gibi birçok kurum arasında protokoller yapılarak, dinselleştirme politikalarının etkisi hızla yaygınlaştırılmaktadır. Öyle ki camilerden patronların çıkarlarını savunan, “greve çıkmanın caiz olmadığını” anlatan vaazların verilmesi sağlanmaktadır. Bu nedenledir ki AKP’nin dinselleştirme politikaları, bugüne kadar toplumda yaratılan eşitsizlikleri ve ayrımcılığı daha da derinleştiren politikaların hayata geçirilmesine yardımcı olmuştur.

Laikliğin varlığı, din ve mezhep farklılıkları bahanesiyle halk kitlelerinin, farklı ulusların, farklı inançtan ve mezhepten insanların birbiriyle çatışmalarına son verilmesini ifade eder. Devletin, farklı inanç grupları karşısında, bu grupların kendi arasındaki ilişkilerde ve bir dine inanmayanlar karşısında eşitlik ilkesi doğrultusunda hareket etmesini gerektirir.

Ancak Türkiye’de uzun yıllardır devlet ve hükümetler tarafından izlenen “Türk-İslam” sentezci politikalar, toplumu tek tipleştirmeyi amaçlamıştır. Halbuki laik bir devlette olması gereken, toplumun din, dil, ırk, inanç, cinsiyet, etnik kimlik vb. bakımından çeşitliliğinin her birinin değer olarak kabul edilmesidir. Bunun olabilmesi ve bugüne kadar devlet aracılığıyla içi boşaltılan eşit yurttaşlık ilkesinin hayat bulabilmesi için var olan eşitsizliklerin giderilmesi gereklidir. Ancak iktidar, yaşamın her alanına kök salmış eşitsizlikler karşısında toplumu körleştirmenin derdine düşmüştür!

Türkiye’de dinselleştirme politikaları öyle bir boyuta ulaşmıştır ki, işçi cinayetlerinden kadın katliamlarına, çocuk tecavüzlerinden hırsızlığa, yağmaya ve talana kadar her türlü soruna karşı dinsel referanslar kalkan edilmek istenmektedir.

Böylesi bir tablo içerisinde Meclis Başkanı’nın açıklamaları, mezhep çatışmalarına varabilecek biçimde halkın farklı kesimlerini birbirine karşı kışkırtmanın, devletin bu uğurda açıkça görev alması gerektiğinin somut ifadesi olmuştur. Anayasa değişikliği gibi önemli ve tüm toplumu ilgilendiren bir konuda yürütülecek tartışmaları,  doğrudan belli bir dini ve mezhebi referans alarak sürdürmenin hiçbir anlamı bulunmamaktadır.

Eğitim Sen olarak, eşitsizliği ve ayrımcılığı savunan, laikliği tehdit ve engel olarak gören TBMM Başkanı’nın görevinin başında bulunmasını kabul etmiyor, kendisini derhal istifaya davet ediyoruz!

Hükümetin, “tek tipçi” tüm politikalarına karşı laik, eşit, özgür ve demokratik bir yaşam mücadelesindeki kararlılığımız ve ısrarımız sürecektir!

Akademisyenler-tutuklama

tutuklu akademisyenler serbest bırakıldı..

 

Barış bildirisine imza attıktan sonra tutuklanan ve haklarında dava açılan 4 akademisyen, davanın bugün görülen ilk duruşmasında tahliye edildi.Çağlayan-Adliyesi

Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza attıktan sonra “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanan ve haklarında 7,5 yıl istenen akademisyenlerin ilk duruşması bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görüldü. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Eğitim Sen İstanbul 6 No’lu Şube Yöneticisi Doç. Dr. Kıvanç Ersoy, üyemiz Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı ve Muzaffer Kaya iddianamenin okunmasının ardından savunmalarını yaptı.

Savunmalardan sonra mütalaasını veren savcı, akademisyenlerin TCK 301’den yargılanabilmeleri için Adalet Bakanlığı’ndan izin alınmasını, bu sırada davanın durmasını ve sanıkların tutukluluğunun devamını istedi. Daha sonra mahkeme duruşmaya ara verdi.

Savcı, Mütalaasını Değiştirdi

Aradan sonra mütalaa değiştiren savcı,  301 talebini tekrarı etmekle birlikte bu şekilde karar verilmesi durumunda dosyanın geç gelme ihtimaline karşı akademisyenlerin tahliyelerini talep etti. Söz alan avukatlar ise yaptıkları savunmada tutuklu akademisyenlerin beraatini istedi.

Mahkeme, savcının talebi doğrultusunda Adalet Bakanlığı’ndan izin istenmesine ve adli kontrol olmaksızın Esra Mungan, Kıvanç Ersoy, Meral Camcı ve Muzaffer Kaya’nın tahliyesine kararı verdi. Dava 27 Eylül’e ertelendi. 301 için de izin kararı beklenecek.

“Bizim Şahsımızda İfade Özgürlüğü Yargılanmaktadır”

Akademisyenler savunmalarında, bildiriyi savunarak barış hakkını istemeye devam edeceklerini belirttiler.

Duruşmada ilk sözü alan Muzaffer Kaya, 2212 akademisyen ile beraber barış bildirisini imzaladıkları için 40 gündür tutuklu olduklarını belirterek “Bugün bu mahkemede toplumun barış ve ifade özgürlüğü yargılanmaktadır. Bu iddianamenin yarısından çoğu bizim söylediklerimizdir. İddianamede belirtilen çözüm süreciyle, davaya konu suç isnadının bağı kurulmamıştır. 100 bin kişinin öldüğünü yazıyor savcı wikipedia’dan yararlanmış iddianamede 84 yıldan beri kayıtlarda 40 bin insan öldüğü yazıyor savcı wikipediaya bakmış daha ciddi kaynaklara bakması gerek. 2005 yılındaki çözüm sürecinin Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır konuşmasındaki paradigma ile başladığı yazılıyor iddianamede. Ve Suruç’ta 20 Temmuz’da iki polisin öldürülmesi ile çözüm süreci bitti deniliyor. Bildirinin kaleme aldığı günlerde ‘analar ağlamasın’ söyleminden keskin dönüş yaptı. Haftalarca sokağa çıkma yasakları ile sağlık ve eğitime ulaşılamadı. Cenazeler sokaklarda kaldı. Çocukların ölü bedenleri buzdolabında saklandı ve tek bir soruşturma bile açılmadı. Sağlık Bakanlığı 355 bin yurttaşın evinden ayrıldığını söyledi. Biz bu ülkenin yurttaşları olarak maaşımızı alıp korunaklı hayatlarımızı sürdürmedik.” dedi.

“Gerçek Ve Kalıcı Bir Barış Talep Ediyorum”

Kaya’dan sonra ifade veren Esra Mungan, kendileri hakkında hazırlanan iddianameyi eleştirerek, “İddianamenin 11 sayfasında elle tutulur hiçbir şey yok. Ne bir delil ne bir tanık var. İddianame asıl şunu demek istiyor: ‘Sen devlet gibi düşünmek zorundasın eğer bunun aksini düşünüyorsan tutuklarım.’ Devletin parasını yediğimiz söyleniyor. Sanırım bizim ne yaptığımızı bilmiyorlar. Bizler haftada 50 -60 saat çalışıyoruz. Bizler geleceğin bilim insanlarını yetiştirmeye çalışıyoruz. Ben ne talep ediyorum? Ben gerçek ve kalıcı bir barış talep ediyorum. Yani şiddeti üreten ortamın kaldırıldığı farklılıkların hakları ve düşünceleri ile yan yana eşit olarak yaşadığı bir ülke talep ediyorum” dedi.

“İmzaladığımız Bildiri Aydın Olmanın Gereğidir”

Mungan’dan sonra söz alan Kıvanç Ersoy, imza atarak ve basın açıklaması yaparak barış istediği için terör propagandası yapmakla yargılandığının altını çizerek “Bu asılsız, mesnetsiz suçlamayı kesinlikle reddediyorum. İmzaladığımız bildiri aydın olmanın gereğidir. Bizler cansız bedeni buzdolabında saklanan çocukların, beyaz bayrakla vurulanların can güvenliği için bildiriye imza attık. Barış istediğimiz için attık. Barışı savunmak aydın sorumluluğudur. Aydın hiçbir çıkar gözetmeden hiçbir yerden talimat almadan korkusuzca fikrini savunan kişidir.” dedi.

“Üniversiteler Her Fırsatta Hizaya Çekilecek Kurumlar Değildir”

Ersoy’dan sonra söz alan Meral Camcı ise savunmasında, “Ezilenden, ötekileştirilenden yana olmak suç değildir. Ben bir halk çocuğuyum, emekçi bir ailenin çocuğuyum. Bu topluma borcum var. İnsanlar ‘temizlik operasyonunda’ temizlenen toz kir pislik değildir. Üniversiteler de her fırsatta hizaya çekilecek, muktedir söylemini papağan gibi tekrarlayacak mecralar ve kişiler değildir. Bu operasyonlarda kaybolan, insanla birlikte hayvan, doğa, mimari, tarih ve kentin belleğidir. Toplumsal eşitlik ve barışı kalıcı ve ivedilikle talep etmek suç değildir. Bu üniversiteleri de, bu toprakları da sevme hakkımızı kimse elimizden alamaz. Üniversiteden atılabiliriz ama halka açık ders verme hakkımızı kimse elimizden alamaz!” dedi.

Çağlayan Adliyesi’nde Olağanüstü Bir Gün Yaşandı

Akademisyenlerin davası ile MİT TIR’ları haberleri nedeniyle yargılanan gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün yargılandığı davanın aynı güne denk gelmesi, Çağlayan Adliyesi’nde olağanüstü bir gün yaşanmasına neden oldu. Her iki davada yargılananlara destek olmak için hem yurt içinden hem de yurt dışından gelen emek ve demokrasi güçleri, adliye önünde “Demokrasi ve Barış Şöleni” adıyla adalet nöbeti tuttu.

Yurt İçinden ve Yurt Dışından Yoğun Destek

Davayı izleyenler arasında CHP ve HDP milletvekilleri, çok sayıda ülkenin konsolos ve büyükelçileri, çeşitli illerin barolarından avukatlar, Uluslararası Akademi Heyeti, Uluslararası Gözlemci Heyeti, KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen, Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, Eğitim Sen Genel Örgütlenme ve Yükseköğretim Sekreteri İsmail Sağdıç, çeşitli sendika, meslek örgütü ve demokratik kitle örgütü başkanları ve temsilcileri, Can Dündar, Erdem Gül ve tutuklu akademisyenlerin aileleri ile çok sayıda akademisyen ve üniversite öğrencisi vardı. Adliye önünde tutuklu akademisyenlere destek için yüzlerce kişi beklerken duruşma salonuna girmek isteyenlerin de çok sayıda olması nedeniyle izdiham yaşandı.

Saat 14.00’teki duruşma öncesinde, adliye önünde tutuklu akademisyenlerin serbest bırakılması talebiyle basın açıklaması yapıldı ve destek açıklamaları okundu. Alain Touraine, Loïc Wacquant, Noam Chomsky, Judith Butler, Immanuel Wallerstein, Etienne Balibar’ın da aralarında olduğu düşünürler destek mesajı gönderdi. Yapılan açıklamada, “Haklı barış talebine imza atan 2 bine yakın akademisyen akıl dışı iddialarla yargılanacak. Hukuk dışı uygulamaların geri çekilmesini ve arkadaşlarımızın bırakılmasını istiyoruz.” denildi.

Davayı takip etmek için gelen uluslararası konuklar adına konuşan avukat Margarit Owen, davanın siyasi kararlarla başladığına dikkat çekti. Owen, “Bu davanın amacı Türkiye hükümetine yöneltilen bütün eleştirileri terör propagandasıyla eşdeğer tutarak susturmaktır. Biz bugün bu 4 akademisyenin hapishaneden çıkarılmasını ve onlara karşı davaların düşürülmesi, aynı zamanda Türkiye’nin içinde bulunduğu bu dipsiz kuyudan tekrar çıkması ve barış sürecinin yeniden kurulması için dua ediyoruz.” şeklinde konuştu.

“Barış, Kardeşlik ve Özgürlük Tutsak Edilemez”

KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen, Can Dündar ve Erdem Gül’ün savaş suçlarını dünyaya duyurdukları için yargılandıklarını, akademisyenlerin barış istedikleri için tutuklandıklarını söyledi. Özgen, “Saray saldırıya geçti, arkadaşlarımız suçlu değildir. Barış, kardeşlik ve özgürlük tutsak edilemez, o yüzden bizden korkuyorlar. Çünkü suçlular. Onlar suç işledikçe biz mücadeleye devam edeceğiz.” dedi.

Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca da yaptığı konuşmada, “Akademisyen arkadaşlarımız için buradayız. 4 arkadaşımız hedef seçildi, antidemokratik uygulamalara karşı dostlarımızın yanında mücadele edeceğiz.” dedi.

Demokrasi ve Barış Şöleni alanına gelen üniversite öğrencileri ise “Akademisyenlere özgürlük ve “Boşlukları zihnimiz kürsüleri akademisyenler doldurur” yazılı pankartlar açtı.

cropped-hatay-eğitim-sen.jpg

ÇOK ÖNEMLİ…İLKSAN SEÇİMLERİ İÇİN ADAYLARIMIZ

İlksan İlçe ve İl seçimleri 9 Nisan 2016 Cumartesi tarihinde yapılacaktır..İLKSAN’da rant ve talanın son bulması için söz,yetki karar emekçilerin şiarıyla tüm üyelerimizi,rant ve talan hayır diyen bütün öğretmenleri birlikte mücadeleye adaylarımızı desteklemeye çağırıyoruz..

ADAYLARIMIZ:

SEYRAN YILDIRIM-DİKMECE KUYUCAK İLKOKULU(ANTAKYA İLÇESİ ADAYIMIZ)

IMG_6005

 

SERPİL SIKAR-HATAY ÖZEL EĞİTİM UYGULAMA MERKEZİ 1.KADEME ÖĞRETMENİ(ANTAKYA İLÇESİ ADAYIMIZ)

IMG_6007

 

ALİ ŞÜKRAN AKGÖL-CEMALETTİN TINAZTEPE İLKOKULU(ANTAKYA İLÇESİ ADAYIMIZ)

IMG_6008

 

ÖZHAN TONBUL-ALTINÖZÜ KARSU İLKOKULU(ALTINÖZÜ TEMSİLCİMİZ- ADAYIMIZ)

IMG_6002

 

ÖZGÜN YILMAZ-M.KEMAL AKBAY İLKOKULU(DEFNE İLÇESİ ADAYIMIZ)

IMG_6003

 

ALİ BAYIRLI-CENGİZ TOPEL İLKOKULU(DEFNE İLÇESİ ADAYIMIZ)

IMG_6004

 

HİZAM HASIRCI-TAYFUR SÖKMEN İLKOKULU(REYHANLI ADAYIMIZ)

hizam

 

GÜVEN BAĞCI-ARPALIUŞAĞI İLKOKULU(HASSA ADAYIMIZ)

GÜVEN

 

 

resim1

İLİMİZDE DEVAM EDEN KEYFİ VE HUKUKSUZ SORUŞTURMALAR, SÜRGÜNLER DURDURULSUN!

 

BASINA VE KAMUOYUNA

İLİMİZDE DEVAM EDEN KEYFİ VE HUKUKSUZ SORUŞTURMALAR, SÜRGÜNLER DURDURULSUN!

CEZALAR GERİ ALINSIN!

30.03.2016

Ülkemizde ve özelde ilimizde son aylarda yaşanan giderek artan baskıcı, otoriter ve anti demokratik uygulamalarla karşı karşıyayız.İlimizde Kamu Emekçilerine yönelik soruşturmalar,baskılar,cezalar ve sürgünler tüm hızıyla devam etmektedir.AKP iktidarının 4+4+4 Eğitim modeliyle,vasıfsız,beceriksiz,liyakatsız,biat eden okul yöneticileriyle okullar sorun yumağı haline gelmiştir.Sadece son 1 ayda yürütülen soruşturmalar neticesinde üyelerimizden Eğitim Sen Kırıkhan Temsilcisi Ahmet KARAÇAY,Zeynel Abidin KARATAŞ,Sedat BİLMEZ,Seyhan İLERİ ve Selda SÜRMELİ hukuksuz ve keyfi bir biçimde sürgün edilmişlerdir.Öğrenciler mağdur edilmiş,öğretmensiz bırakılmıştır.

resim4

Bildiğiniz gibi 02/03/2016 tarihinde Hatay İli  Milli Eğitim Müdürlüğü önünde Eğitim Sen Hatay Şubesinin yaptığı basın açıklamasında Hatay Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürü Kemal KARAHAN’ı göreve çağırmıştık.Basın açıklamasında herkesin yakından bildiği,takip ettiği konu ise Kırıkhan İlçemiz Zübeyde HANIM Mesleki Teknik Anadolu Lisesi öğrencisi H.İ.’yi intihara sürükleyen olaylar zinciriydi.İL MEM’in yürüttüğü ilk incelemede olay örtbas edilmeye çalışıldı.Bu kez Sendikamızın müdahalesiyle ikinci inceleme-soruşturma başlatılarak okul müdüresi Ayşe ERSOY ve Okul Disiplin  Kurulu Başkanı Nevin AYAN  kusurlu bulunmuşlardır.Büyük bir özveri ve fedakarlıkla öğrencisine sahip çıkan,olayı deşifre eden aynı okulun Matematik Öğretmeni Sendika Temsilcimiz Ahmet KARAÇAY ‘’okulun huzurunun sağlanması ve can güvenliği açısından tedbir amaçlı!’’ İkamet ettiği yerden 60km uzaklıktaki Reyhanlı İlçesine sürgün edilmiştir.Kusurlu bulunan Okul MÜDÜRESİ Ayşe ERSOY ve öğretmen Nevin AYAN Kırıkhan İlçesinde bırakılarak adeta ödüllendirilmişlerdir.Ayşe ERSOY bir Anaokuluna Müdüre olarak,Nevin AYAN ise intihara sürüklenen öğrencinin okulunda kalmaya devam etmektedir.Pedogojik olarak eğitimin her türlü ilkesine aykırı bir durumla karşı karşıyayız.Öğrencimiz H.İ’i bundan sonraki yaşamını tekerlekli sandalyeye mahkum edenler hakkında her türlü yasal ve hukuksal mücadeleyi sürdüreceğiz.

resim2

Ayrıca ilimiz Antakya Abdi İpekçi Ortaokulu Türkçe Öğretmeni Zeynel Abidin KARADAŞ Komplolarla Reyhanlıya,Reyhanlı Karasüleymanlı Uzunköy Ortaokulu Öğretmenleri Seyhan İLERİ Hassa’ya,Sedat BİLMEZ Erzin’e ,Selda SÜRMELİ ise Defne İlçesinden Yayladağına tamamen hukuksuz ve keyfi bir şekilde sürgün edilmişlerdir. Karasüleymanlı Okul Müdürü kusurlu bulunmasına rağmen  ‘’ısmarlama’’ bir yer değişikliği ile ödüllendirilmişlerdir.Kara Mizah niteliğinde olan bu okuldaki gelişmeler yanında üyelerimiz olan Seyhan İLERİ ve Sedat BİLMEZ’in yine tedbir amaçlı ailelerinden ve öğrencilerinden başka ilçelere sürgün edilmişlerdir.

Burda Kamuoyuna ve yetkililere soruyoruz!Hatay’da keyfi olan ceza ve sürgünlerdeki kriterler nelerdir?Yandaş sendikalı olmak her türlü hukuksuz davranışı meşru gösterir mi?

resim1

BAŞBAKANLIK GENELGESİ ;HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİMİZİ SINIRLANDIRAMAZ!

17 Şubat 2016 tarih ve 2016/4 sayılı “Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları” konulu Başbakanlık genelgeleri Anayasaya, uluslararası sözleşmelere, AİHM kararlarına, temel hak ve özgürlüklere aykırıdır. AKP hükümetine muhalefet eden, demokratik haklarını kullanan tüm kamu emekçileri “legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten kişiler” olarak ilan edilmektedir. Zira; genelge yayınlandıktan sonra birçok ilde el altından “listeler hazırlanıyor, yakında çok sayıda kamu çalışanı işten çıkarılacak” dedikodusu yayılarak kamuda ve kamu emekçileri üzerinde faşizan bir saldırı, cadı avı ve korku dalgası başlatmak istenmiştir. Eğitim Sen Hatay Şubesi olarak, son dönemde iyice belirginleşen büyük baskı düzenine karşı, onurlu ve kararlı duruşumuzdan asla vazgeçmeyeceğiz.   Baskılara, tehditlere ve zorbalığa boyun eğmeyeceğiz. “Durmak yok yola devam” diyerek faşizan saldırıları tırmandıran AKP’ye karşı “Yılmak yok mücadeleye devam”,  “Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz” diyeceğiz. Bizleri korkutacağını ve sindireceğini sananlar, daha önce olduğu gibi yine hayal kırıklığına uğrayacaklardır.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI SUÇ İŞLİYOR.GREV SENDİKAL BİR HAKTIR.

Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı’nın, üyelerimize yönelik hukuksuz uygulamaları artarak devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bugüne kadar özellikle temel hak ve özgürlükler konusunda, en temel sendikal hakların kullanılması ile ilgili olarak çok sayıda hukuk dışı girişimde bulunmuş, hukukun en temel ilkelerini ayaklar altına alan kararlara imza atmıştır. MEB’in yasakçı ve hukuk dışı karar ve cezaları mahkemelerden, yüksek yargıdan birer birer dönmesine karşın, bakanlık Eğitim Sen’e yönelik baskıcı ve ayrımcı uygulamalarına ısrarla devam etmekte, Eğitim Sen üyelerini korkutmak ve yıldırmak için olmadık yol ve yöntemler kullanarak açıkça suç teşkil eden tutumlar içine girmektedir.

Mart ayının başında MEB Müsteşarı ve MEB Rehberlik ve Denetim Başkanı Atıf ALA  ile birlikte Maarif Müfettişleri Başkanları ile rehberlik, denetim, inceleme ve soruşturma konularında değerlendirme toplantısı yapılmıştır. Sendikamıza gelen duyumlara göre bu toplantıda müfettişlere Eğitim Sen üyelerine yönelik olarak başlatılan soruşturmalarda mutlaka ceza verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. MEB Rehberlik ve Denetim Başkanlığı’nın bütün okullara gönderdiği ve sendikal eylemlere katılan sendika üyelerinin isimlerinin istendiği, hatta bu şekilde fişlendiği bir ortamda bu iddiaların ortaya çıkmış olması bize göre kesinlikle şaşırtıcı değildir.

Kamu görevlilerinin, sendikalarının aldığı kararlar doğrultusunda toplu eylem hakkına sahip oldukları; uluslararası sözleşmelerde, insan hakları sözleşmelerinde, Anayasa’da ve mahkeme kararlarında hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde tanınmıştır. Bu konuda çok sayıda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Danıştay ve idari yargı kararı bulunmaktadır. Eğitim ve bilim emekçilerinin iç hukuk ve uluslararası hukukta güvence altına alınan demokratik haklarını kullanması asla suç olarak değerlendirilemez.

Üyesi olunan sendikanın aldığı karara uyarak yapılan iş bırakma eyleminin temel hak ve özgürlükler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve yasalar, genelgeler, yargı kararları ile güvence altına alındığı açıktır. Bu nedenle sendikasının kararına uyan sendika üyelerine ceza verilemeyeceğini bile bile MEB’in müfettişler üzerinden soruşturma başlatması, bazı illerde müfettişlere “mutlaka ceza verin” talimatı vererek suç işlemesi kabul edilemez.

Eğitim Sen olarak hukuka en çok uyması gereken MEB’i bir kez daha uyarıyoruz. MEB, sendikamızın üyelerine yönelik her türlü yasa dışı tutum ve talimatlara derhal son vermeli, ne kadar rahatsız olsalar da hukukun temel ilkelerine, sendikal hak ve özgürlüklere saygılı olmayı öğrenmelidir.

resim 3

EĞİTİM EMEKÇİSİ TUTUKLU SERTAN İLASLAN YALNIZ DEĞİLDİR..SERBEST BIRAKILSIN…

Son dönemde adı, adresi, görev yeri belli olan kişilere yönelik kara propaganda eşliğinde gerçekleştirilen şafak baskınları, gözaltılar ve tutuklamalarla iktidarın baskı ve tehditlerine boyun eğmeyen, mücadeleci kesimlerini sindirme ve susturmaya yönelik girişimler belirgin bir şekilde artmaya başlamıştır. Ensar Vakfı’nın tecavüzcü yobazlarını öğretmen diye yutturmaya çalışanlar, devrimci öğretmenlerimizi tutukluyorlar. 17 Martta Samandağ’da polis tarafından işkenceyle gözaltına alınan ataması yapılmayan öğretmen arkadaşımız  Sertan İlaslan Samandağ adliyesine  hiçbir mesnede oturtulamayacak iddialarla 25 Mart Cuma tutuklanarak İskenderun T tipi hapishanesine sevk edilmiştir.

10 EKİM ANKARA ŞEHİTLERİ AFİŞİNE YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUZ..

Hatay İlimize bağlı Samandağ İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Hatay Vali Yardımcısı Bilal BOZDEMİR, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Aydın TÜFEKÇİ ve Samandağ Kaymakamı Dr. Cahit ÇELİK tarafından 11.Mart.2016 tarihinde Samandağ İlçe Müdürlüğü ziyaret edilmiştir.. Söz konusu ziyaret esnasında kurum ilan panosunda asılı bulunan Konfederasyonumuz KESK tarafından basılıp dağıtılan “Katilleri Tanıyoruz Unutturmayacağız!”, “Hesabını Soracağız! Barış ve Demokrasiyi Getireceğiz” ibareli afişimiz hakkında suç unsuru taşıyıp taşımadığının değerlendirmesi amacıyla tutanak tutulmuştur. Hemen ardından,durumdan vazife çıkaran yetkililerin talimatı ile afişimiz panodan indirtilmiştir.Dün yapılan görüşmelere rağmen afişimiz tekrar indirilmiştir.Bu durumu buradan tekrara kınıyoruz..101 canımızın katledildiği Ankara şehitleirmizin olduğu afişi yırtmak,indirmek suçtur,insanlık dışıdır.

Bizleri baskı altına almaya çalışan, haklı mücadelemizden döndürmeyi amaçlayan her türlü hukuk dışı ve fiili uygulama, Türkiye’nin nasıl bir yola girdiğini ve bu yolda önüne çıkan her engeli yerle bir ederek ilerlemek istediğini göstermektedir. Bugüne kadar gerçekleştirilen bu tür gözaltıların baskı ve yıldırma amaçlı olduğu, tıpkı öncekiler gibi asıl amacın sendikal mücadelemize yönelik bir gözdağı olduğu açıktır. Eğitim Sen’in nereden gelirse gelsin bu tür baskılara, tehditlere ve zorbalığa asla boyun eğmeyeceği bilinmelidir.

25-26-27 Martta İstanbuldan ANKARA’ya ‘’Köle değil Emekçiyiz İş güvencemizi İstiyoruz’’ şiarıyla yürüyen kamu emekçilerine polis pervasızca saldırmış ,gözaltına almış yaklaşık 7 saat sonra serbest bırakmıştır.Aralarında Hatay Eğitim Sen Yürütme Kurulundan yönetici ve üyelerinin  olduğu arkadaşlarımıza  yapılan bu saldırıyı  protesto ediyor arkadaşlarımızın mücadelesini selamlıyoruz.

 

cropped-hatay-eğitim-sen.jpg

üyelerimize çağrımızdır…

Gün beraber mücadele etme günüdür..Gün dayanışma günüdür..

YARIN 30/03/2016 SAAT 18:00’DA KÖPRÜBAŞINDA İLİMİZDE YAŞANAN HUKUKSUZ, KEYFİ SORUŞTURMALARIN,CEZALAR VE SÜRGÜNLERİN DURDURULMASI İÇİN BASIN AÇIKLAMASINA DAVET EDİYORUZ..

(SÜRGÜN EDİLEN KIRIKHAN TEMSİLCİMİZ AHMET KARAÇAY,ÜYELERİMİZ ZEYNEL ABİDİN KARADAŞ,SEDAT BİLMEZ,SEYHAN İLERİ,SELDA SÜRMELİ,TUTUKLANAN ATAMASI YAPILMAYAN ÖĞRETMENLERDEN SERTAN İLASLAN)

UNUTMA SEN YOKSAN BİR KİŞİ EKSİĞİZ…..

 

resim 3

samandağ eğitim sen,tarım orkam sen:İŞ YERİNDE SENDİKANIN AFİŞİNİ İNDİRMEK SUÇTUR!

Hatay İlimize bağlı Samandağ İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Hatay Vali Yardımcısı Bilal BOZDEMİR, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Aydın TÜFEKÇİ ve Samandağ Kaymakamı Dr. Cahit ÇELİK tarafından 11.Mart.2016 tarihinde Samandağ İlçe Müdürlüğü ziyaret edilmiştir.. Söz konusu ziyaret esnasında kurum ilan panosunda asılı bulunan Konfederasyonumuz KESK tarafından basılıp dağıtılan “Katilleri Tanıyoruz Unutturmayacağız!”, “Hesabını Soracağız! Barış ve Demokrasiyi Getireceğiz” ibareli afişimiz hakkında suç unsuru taşıyıp taşımadığının değerlendirmesi amacıyla tutanak tutulmuştur. Hemen ardından,durumdan vazife çıkaran yetkililerin talimatı ile afişimiz panodan indirtilmiştir.Aşağıda bununle ilgili samandağ eğitim sen temsilciliği ile tarım orkam sen’in basın açıklaması yeralmaktadır…

Makam kullanılarak afişin doğrudan ya da dolaylı indirilmesi talimatı verilmişse bu görevi kötüye kullanmaktır ve daha büyük bir suçtur.
İndirilen-indirtilen afiş Ankara’da katledilen 101 canımızın anısıdır. Derhal geri asılsın-astırılsın! Müsebbipleri kimse, kamuoyu önünde başta Ankara’da yitirdiğimiz 101 canımızdan, ardından ailelerinden ve biz emekçi dostlarından derhal özür dilesin.

Bu; Ankara katliamı sonrası ilan edilen üç günlük ulusal yasın samimiyet göstergesi ve zorunluluğudur.
Bu; Ulusal ve uluslar arası yasalarca güvence altına alınan ve tüm hakların başında gelen ve korunması gerekirken korunamayan yaşama hakkına saygının bir zorunluluğudur.
Bu; Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımına tahammülün ve dolayısıyla asgari düzeyde demokrasinin bir zorunluluğudur.

Bizler Samandağ Eğitim Sen olarak öncekiler gibi Ankara katliamında yitirdiğimiz 101 canımızın anısı önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, anılarına yönelecek her tür haksız, antidemokratik, tahammülsüz girişimin karşısında yer alacağımızı bir kez daha kamu emekçisi dostlarımıza ve halkımıza ilan ediyoruz. Konu ile ilgili Tarım Orkam Sen’in açıklamasını olduğu gibi paylaşıyoruz. Halkımıza saygılarımızla. 29.03.2016
SAMANDAĞ EĞİTİM SEN

resim 3

Tarım Orkam Sen’in konu ile ilgili basın açıklaması:
BASINA VE KAMUOYUNA
HATAY’ DA AFİŞLERİMİZ NEDEN SÖKÜLÜYOR?
12 Eylül ve 28 Şubat darbelerinde gördüğümüz uygulamaların bir benzeri de bu kez AKP sivil darbesinde hayata geçirilmektedir. Sınırlı olan hak ve özgürlüklerin bile rafa kaldırıldığı bu süreçte, AKP iktidarının devamlılığı için yıllardır sürdürdüğü toplumsal kutuplaşma, ötekileştirme, yok sayma ve yok etme politikaları hepimizin de bildiği üzere 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında katlanarak artırılmaktadır.
Bugüne kadar var olan pek çok hakkımız ya budanmış yada tamamen ortadan kaldırılmıştır. Kadrolaşma, adam kayırma had safhaya ulaşmıştır.
Geldiğimiz aşamada mevcut iktidar bunlarla da yetinmeyip; Kamuda korku duygusunu hakim kılmaya çalışarak sadece kendisine biat eden ve kulluk eden anlayışı hakim kılmayaçalışmaktadır. Bürokrasi de bu amaca hizmet etmektedir.
Ne yazık ki,çokça rastladığımız bu uygulamaların bir örneği de Hatay İlimize bağlı Samandağ İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde yaşanmıştır. Hatay Vali Yardımcısı Bilal BOZDEMİR, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Aydın TÜFEKÇİ ve Samandağ Kaymakamı Dr. Cahit ÇELİK tarafından 11.Mart.2016 tarihinde Samandağ İlçe Müdürlüğü ziyaret edilmiştir. Söz konusu ziyaret esnasında kurum ilan panosunda asılı bulunan Konfederasyonumuz KESK tarafından basılıp dağıtılan “Katilleri Tanıyoruz Unutturmayacağız!”, “Hesabını Soracağız! Barış ve Demokrasiyi Getireceğiz” ibareli afişimiz hakkında suç unsuru taşıyıp taşımadığının değerlendirmesi amacıyla tutanak tutulmuştur. Hemen ardından,durumdan vazife çıkaran yetkililerin talimatı ile afişimiz panodan indirtilmiştir.
Vali Yardımcısı, İlçe kaymakamı ve İl Müdürü; kısacası “mülki erkân”, afişlerimizle “yakından” ilgilenmekte, fotoğraf çekerek tutanak tutmaktadır. Öyle ki; afiş asılması hakkında, Sendikamızın Samandağ İşyeri Temsilcisi Murat Tolu’nun ifadesi bizzat vali yardımcısı tarafından alınabilmekte, soruşturmalar açılmaktadır. Sendikamız, üyelerimiz ve diğer çalışanlar nezdinde “tehlikeli”, “uzak durulması gereken” illegal bir örgüt algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Söz konusu afiş 10 Ekim 2015 günü konfederasyonumuzun da çağrıcısı olduğu, Barış, Demokrasi ve Kardeşlik Mitinginde yaşanan saldırıya yönelikbir afiştir. Sözü edilen miting Konfederasyonumuzca gerekli yasal izinleri alınmış ve devlet tarafından her türlü güvenlik tedbirleri alınması gereken bir mitingdir. Ancak Ankara Gar’ının önünde mitingimize alçakça bir saldırı düzenlenmiştir. Bu saldırı, aralarında sendikamız üyeleri ile yakınlarının da bulunduğu toplam 101 arkadaşımızı yitirdiğimiz, Cumhuriyet tarihinin en kanlı saldırısı olarak tarihe geçmiştir.
Bundan dolayıdır ki hükümet de saldırı sonrasında ülke çapında 3 günlük ulusal yas ilan etmiştir.
Ne acıdır ki, bir yandan Ulusal Yas ilan edilirken diğer yandan üyelerimiz ile üyelerimizin yakınlarının katliamını kınamak, sorumlulardan bir önce hesap sorulmasını sağlamak amacıyla Konfederasyonumuzun hazırlattığı afiş; işyeri panosundan sökülerek, çöpe atılmış ve sendikamızın işyeri temsilcisi hakkında soruşturma başlatılmıştır.
Konfederasyonumuz ve Sendikamız Genel Merkezinin Hatay Valisine ve İl Müdürüne yönelik görüşme talebi ise karşılık bulmamıştır.
Sendikal faaliyetler Ülkemizin de imzaladığı Uluslararası anlaşmalar ve anayasa başta olmak üzere, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu ve ilgili genelgelerle güvence altına alınmış, hak ve sorumluluk alanı belirlenmiştir.
Ekim 2015 tarihinden bu yana afişimizin toplatılmasına veya yasaklanmasına dair herhangi bir mahkeme kararı yoktur. Buna rağmen mülki amirler ve işyeri amirleri kendilerini mahkemelerin yerine koyarak afişlerimizi hukuksuz bir biçimde ilan panosundan indirtmişlerdir. Bu davranışla sendikal faaliyetlerin engellenmesinin yanısıra katliamda yitirdiğimiz arkadaşlarımızın hatırasına da hakaret edilmiştir.
İktidarın baskıcı, ayrımcı, ötekileştiren, yok sayan tüm uygulamaları ne yazık ki bürokrasi kademesince de devam ettirilmektedir.
Hatay da yapılanlar açıkça sendikal hak ihlalidir ve idarenin gücü kullanılarak suç işlenmiştir.
Bugüne kadar nasıl ki yok saymalara, hukuksuzluklara boyun eğmediysek Hukuksuzluğun sürekli hale getirilmeye çalışıldığı ülkemizde; 10 Ekim Katliamında yitirdiğimiz 101 arkadaşımızın anılarına yapılacak saygısızlık başta olmak üzere, tüm hukuksuzlukların karşısında olacağımızı kamuoyuna duyururuz. 29/03/2016
YAŞASIN TARIM ORKAM SEN
YAŞASIN KESK

TARIM ORKAM SEN
MERKEZ YÜRÜTME KURULU

cocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escortcocuk escort